Kings Of Convenience - Know How

2.2.12

Yalnızlığın kar hali...

           









Yağan beyaz bir sükut; KAR....


Üşürsün, mutlu olursun, üzülürsün, bir çok duyguyu bir arada yaşarsın. Ama en çok da yalnızlık iner bu beyaz örtüyle. Mutlak bir yalnızlık... İstediğini yaşar, istediğini düşünürsün kimseye bir şey sormaz yürürsün öylesine....

Cahit Sıtkı Tarancı'nın da dediği gibi; Ruhum gibi pervasız yoldaşlar bulundu. Ruhum Karıştı gitti bu kar tanelerine.....

02.02.2012 günü minicik su taneleri  çok soğuk bir hava ile karşılaştılar ve sonra çok ince buz parçalarına dönüştüler ve düştükleri yere tutunmaya çalıştılar yalnızlığı kırmak adına... 


29.11.11

Kadraj ve Dekadraj { part I }



        
                               
                                          
                       
                                   

                                                                  
Bir olay tam anlamıyla fotoğrafı çekilebilecek bir şey haline gelse de olayı tanımlayacak olan şey gene ideolojidir.”  söylemini düşünüyor, Sontag’ı anımsıyor ve Bruce Gilden’i selamlıyorum. Sontag'ın dediği gibi yaşamı belgeliyor aynı zamanda reddediyorum. Her kabul ve reddedişimde  ideolojim, sancılarım ve sorguladıklarım haykırıyor içimden. O an bir turistim sadece orada ve gözüm makineleri boyunlarında karşılarına çıkan ve anımsamak istedikleri her görüntüyü kaydetme çabasında olan insanlarda. Deklanşöre sınırsızca basıyorlar hatırlamak istedikleri her anı fotoğraflara sığdırıyorlar. Sadece bakmakla yetinmeyecekleri ben oradaydım kanıtını sunacakları her şey!


Yaşamın devinimi bu olsa gerek fotoğrafı çek ve yola devam et…


Sanırım öznel bir gerçeklik eğilimindeyim. İç dünyamın derinliklerinde ki gerçekleri sorgulama çabası bu belki de… Bu yüzdendir sadece görüp,  gözüm vizör de olmaksızın deklanşöre dokunuşum…

19.1.11

VoyArist gibi...







Yaşamda tek haz bakmak ve görmektir belki de. Ya da sadece gözetlemek! Nabokov’un Göz romanındaki kahramanın söylediği gibi, “gözlemlemek, gözetlemek, izlemek, kendini ve başkalarını irdelemek”…  Başkalarını irdelemek kendimize ayna tutmak değil midir ! Öznesi ve nesnesi olduğumuz yaşam sürecinde belki de meşrulaşmış seçkin bir hazdır bakmak, izlemek; bakılan ve izlenen kılmak kendimizi. Kanıksanmış bu durum süreç içinde kamera karşısında ‘doğallığı’da beraberinde getiriyor. Kameranın varlığı karşısında, fotoğrafı çekilen kişinin davranışlarını değiştirmesi beklenir. Ancak kameranın kanıksanmasıyla, değişen (doğallaşan) davranışlar, kamera önündeki konunun da değişmesini gündeme getirmez mi. 

 Klasik dönemden beri süre gelen kadının izlenen konumundaki geleneği kırmak mı niyet. Önemsiz… E.Fıschl, bakan-bakılan ilişkisinde yalnızca kadını değil, toplumun yaşayışını da ifade etmiş ve İzleyeni, kaçamak bakış eyleminin sahibi gibi göstermemiş midir.  Kameranın özünde var olan voyerizm de (röntgencilik) bu bağlamda doğallaşmıştır. Çünkü artık kameranın arkasındaki kişiyle önündeki insan arasında bir fark kalmamıştır.
N.İ

10.1.11

İçimdeki Deniz





Kaybolmuş bir bedenin bekçisi olan ben derine daha derine daldıkça bu derinliğin hafifliği içerisinde gerçekleştiririm hayallerimi. Siyah iken aslım, renklerle fark ettimki  iki ruhun birleştiği yerde sadece tek bir hayal gerçek olur...

29.12.10

MÜSTEHCEN...

"Bedenin kıvrımlarında ruhu arıyorum.."

Çıplaklığı neden işlediğimi düşündüğümde asıl ulaşılmak istenenin bedenin kıvrımları arasında ruhun kıvrımlarını görebilme çabası olduğunu düşünüyorum. Fotoğraflarımda kadın, bedeniyle barışmakta ve özgürdür. Bedeniyle iç içedir artık ve izleyici de umurunda değildir. Gazetelerde, televizyonlarda ambalajların üzerinde, araba reklamlarında kadın bedeninin bir meta olarak kullanılması toplumsal bir yozlaşmayı ve duygu kirlenmesini beraberinde getiriyor. Benimkisi buna bir tepki. Belki de bir çeşit eylem… Çıplaklığın sanat içinde gösterilmesi hala kabul edilir bir durum değil maalesef. Oysa çıplaklık bakanın gözündedir. N.İ

24.12.10

İki Kıyı/da Bir...




Her bulut şekillenmesi tek ve biriciktir ve an an değişir sürekli. Geçicilik her şeye egemendir. Bulutun değişmesi ve dönüşmesi gibi, yaşam da sürekli değişmektedir. Yaşamın hiçbir anını sabitlemek mümkün değildir, bulutların sabitlenememesi gibi.
İnsana dair izler ve onun eseri olan her şey karışır gökyüzünde kayıp giden, akışkan bulut kümelerine. Zaman algılayışı ve kavramlara bakışım, günümüzün insanının yaşama tarzına, bütünselliğe değil parçaya odaklanmış algılama ve alımlamalarına son derece uyarlıdır…

13.11.10

GEL - GiT






Her şey ama her şey; görebildiğimiz, göremediğimiz, inandığımız, hissettiğimiz, kendi kendimize gittigimiz yollardan ibaret.Artık kendini, gerçeği arayan insan olarak gidiyoruz yollardan. Yollarımıza; rehberlerimizle, her sendelememize verdiğimiz ya da verilen cevaplarla, kah gülerek kah ağlayarak devam ediyoruz. Yollar farklı farklı evet ama gidilecek tek bir nokta var belki de. Gidilecek yeri ya da varılacak noktayı, ben ancak kendi algılayış ve bilinç seviyeme göre adlandırabilir ya da hatta adlandıramam bile...

10.11.10

Terminolojik Bir Deneme...



Akan zamanın içinde  kısa bir ânı görsel olarak çalar fotoğraf.Çalınmış olan ân, sentaktik ve paradigmatik yapısından dolayı izleyiciye o kısacık ândan çok daha fazlasını anlatır. Ve enstantenin dayanılmaz hafifliği sarar o an deklanşöre basan beni.

Vee Einstein derki; `Eğer zihnimizden çıkanları görebilseydik, dönüp dolaşıp onların bize geri döndüğünü de görebilirdik`

11.9.10

Hasta-hane II

 Hasta-hane

Çocuklar en saf,en güzel hayalleri barındırırlar o minicik dünyaların da.. Zorluklarla karşılaştığımızda kaybolan umutlarımızdan bir kucak dolusu vardır onlarda, o masum bakışlarında.. Büyüklerin çocuk olmak istemelerinin nedeni de budur belki,hala umutlara sahip olmak.. Onlar tüm acılarına inat umutla bakıyor geleceğe...


Ilford HP5 400 Black&White

5.8.10

Hasta-hane I

 Hasta-hane
Yaşam tüm canlılar için, doğumla ölüm arasındaki süreçtir ki yaşam alanları sınırlı ve değişkendir. Söyleyecek bir şeyleri olan ben, bu sefer mesajımı çevremizdeki öteki yaşamların içinde yerimi alarak veriyorum. Fotoğrafta anlam bularak yaşama tanıklık ediyorum. 
Ilford HP5 400 Black&White